Edebiyat öğretmeni olsaydım.



Edebiyat öğretmeni olsaydım.

NURIYE AKMAN

Geçenlerde bir grup edebiyat öğretmeniyle yaptığım sohbeti aktarmıştım

Öğretmenler çocukları edebiyattan nefret ettiren sistemden yakınırken, eski bir yazımda verdiğim kompozisyon konularını yenilememi istemişler, ben de peki demiştim. 2006'da yayınlanan "Pamuk eller klavyeye" başlıklı yazımı yeniden okuyunca çocukların hayalgücünden beklentimi fazla yüksek buldum. Daha önce onlarla başka alıştırmalar yapmalıydım ki sonra uçmalarını isteyebileyim. Asıl amaç hayatın farkında olmaksa, yazmayı ilginç hale getirmeli, içlerindeki cevheri onlara başarısızlık duygusunu yaşatmadan çıkartmalıydım. İşe, beş temel duyuyu güçlendirmelerine yardımcı olmakla başlayabilirdim.   

GÖZ

Mesela gözümüz. Görme duyularını terbiye için, resim hocası sınıfa çiçekli bir vazo getirip çocuklardan çizmelerini ister. Bu alıştırma kompozisyon dersine de uygulanabilir. Tek fark fırça ve boyaların yerine kelimelerin kullanılmasıdır. Çocuk ilk denemede vazoyu bakarak tanımlar. İkinci aşamada bir süre bakılmasına izin verilen nesne ortadan kaldırılır ve aklında kalanlarla yazması istenir. Aynı çalışma ünlü bir tablo ile de yapılabilir, görselliği zengin bir vitrin ya da bir sergiyle de.

Çocuklar nesnelerin dışında insanları görmeyi de öğrenmelidir. Bakarak ya da hayalden öğretmeni, anneyi, babayı, kardeşi veya arkadaşı yazabilirler. Bakılan bir olsa da görülenin ne denli farklı olduğunu anlayacaklardır. Bu farklılığın sadece biçim ve renklerden ibaret olmadığını, fikir ve duyguların da olaya katıldığını tecrübe etmek şaşırtıcı olacaktır.

Üçüncü aşamada "Evden okula gelinceye kadar neler gördünüz?" sorusu yöneltilir. Burada da sadece görülen nesneler ya da insanları dümdüz aktarmaları değil, aralarında kurduğu ilgi ve hepsini kapsayacak ortak bir tema (mesela hava durumu, yolculuk, vs.)  etrafında anlatabilmesi beklenir.

Çocuğun görme becerisini güçlendirecek başka bir alıştırma da seyrettiği bir filmi yazmasıdır. Tabii bu diğer duyuları da çalıştıracaktır. Filmin hikâyesinin dışında, yönetmenin asıl derdinin ne olduğu, hangi saklı görüşü işlediği yani ana fikri de tespit edebilmelidir. Bunu başardıklarında, filmin karakterlerini analiz etmeleri istenir. Kendilerini o kahramanın yerine koymaları, senaryoyu kendileri yazsaydı, hikâyede ve kahramanlarda ne yönde değişiklikler yapacakları gibi sorular da güçlü zihinsel denemeler olacaktır. Film anlatmak, roman anlatmaktan daha kolaydır. Bu alıştırmaların ardından romanla çalışmaya geçilebilir.

KULAK

İşitme duyusunu ön plana çıkartmaksa amacım, çocuklarımdan sınıfta, teneffüste veya yolda duydukları sesleri kağıda dökmelerini isterdim. Sesin kelimelere dönüştürülme tecrübesi, hem dünyaya kulakları ile bakmayı öğretir hem de dıştaki seslerin içlerindeki o duyulmayan sesin süzgecinden geçtiğini, herkesin kendi kafasında nasıl bir ses arşivi varsa, bulundukları ortamdaki nesne ve insanlardan çıkan sesleri de o bilgiyle yorumladıklarını anlamalarını sağlardı. İkinci aşamada sevdikleri bir müzik parçasını sınıfta çalar ve dinlerken neler hissettiklerini, gözlerinin önüne hangi resimlerin geldiğini yazdırırdım.

BURUN

Beş duyu çalışmasının en zoru burun farkındalığı olurdu. Koku, dünyada en zor tanımlanan nimettir. Bir kokuyu ancak bellekte olan başka kokular yardımıyla anlatabilirsiniz ki bu bile çok sofistike bir iştir. Koku tanımının, uyandırdığı duygular ve hatıralarla birlikte yapılması yazıyı kolaylaştıracaktır. Başta aile bireyleri olmak üzere, sevdikleri insanların kokularından başlayabilirler. Daha sonra mekanların genel kokusu ile canlı ya da cansız seçilmiş bazı nesnelerin kokusuyla devam edebilirler. Çağımızda görselliğe fazla abandığımız için diğer duyularımız köreliyor. Bu açıdan koku alıştırmaları önemli.

EL

Gelelim dokunma duygusuna. Öğretmen olsam sınıfa ağaç dalı, kabuğu, yapraklar, taşlar, ipeklisinden kadifesine, yünlüden ketene kadar farklı kumaşlar, cam veya plastik objeler ve hatta bir kedi getirip dokunmalarını ve sonra içlerinden geldiği gibi yazmalarını isterdim. Aynı deneyi sınıfa getirilemeyecek hayvanlarla mesela atla, köpekle ya da balıkla da yapmalarını ev ödevi olarak verirdim.

 

Tamamı İçin...