Dikkat Tacirleri


"İnsanların dikkatiyle oynayan kurumların tarih ve teknolojilerini anlatan harika bir kitap!"

Dikkat Tacirleri

Geçtiğimiz yüzyılda dikkat tacirliği endüstrisi, envaiçeşit oyalama ve şaşırtma yöntemiyle, uyanık olduğumuz her dakikayı bizden çalar hale geldi ve bu amacında da başarılı oldu. Dikkat tacirlerinin bu başarısı dikkati dağınık bir topluma bağlı, zira doğamız gereği dikkatimiz dağınıkken satılmak istenen şeye kolayca rıza gösteriyoruz. Kitap okumak, bir müzik enstrümanı çalmak ya da yalnızca derin düşüncelere dalmak gibi konsantrasyon gerektiren durumlar dikkat tacirlerinin arzu ettiği durumlar değil; onlar daha çok açık hava ilanlarına bakmamızı, araya reklamların girdiği kısa televizyon programlarını izlememizi ya da “90‘larda Playboy tarafından geri çevrilen ünlüler” sekmesini tıklamamızı istiyorlar.


Reklamcılığın Madison Bulvarı öncesi döneminden mobil internet sitelerinin artışına, e-postanın doğduğu günden dikkatin Google ve Facebook’un tekeline geçtiği güne, Ed Sullivan’dan Oprah Winfrey, Kim Kardashian ve Donald Trump gibi marka olmuş günümüz simalarına kadar geçen sürede “Dikkat Ticareti” dediğimiz en temel iş modeli tahtını korumaya devam ediyor. Tim Wu Dikkat Tacirleri kitabında, bu iş modeline karşı bağışıklık kazanabilmek adına kumandanın icadından Apple’ın reklam kovucu son sürümüne kadar türlü girişimlerde bulunulduğunu dile getiriyor, ne var ki sektör her zaman bir yolunu bulup kendine yeni kapılar açmayı başarıyor.


Bu kitap, dikkat tacirlerinin tarihini anlatırken, bir yandan da elde ettikleri zaferlerle insanların hayatını nasıl şekillendirdiğini anlamanıza yardım edecek. Dikkat tacirlerinin zihnimize girmek adına doğamızı bilişsel, toplumsal, siyasal ve daha birçok yönden kökünden değiştirdiğine tanık olacaksınız.


 


"İnsanların dikkatiyle oynayan kurumların tarih ve teknolojilerini anlatan harika bir kitap!" 


- Sapiens'in yazarı Yuval Noah Harari, Hürriyet Gazetesi röportajından. -


 


"Reklamın iyisi- kötüsü olmaz" tartışmasını bir yana bırakıp, nereden geldiğini, etiğini ve nereye gittiğini konuşmanın zamanı çoktan gelmişti. Bir reklam ajansının kurucusu olarak, bu kitabı iş dünyasının geleceğinde yer almak isteyen herkese öneriyorum. 


- Derya Acar, Dajans Reklam Ajansı Kurucusu. -


 


İknanın psikolojisini öğrenmeye çalışanlar  bu mükemmel kitabı da okuyarak ondan yararlanmanın tarihini, boyutunu ve geleceğini   öğrenirse her şey dört dörtlük olur.  


- Prof.Dr.Ali Atıf Bir, İletişim Bilimleri Enstitüsü -


 


(Tanıtım Bülteninden)

--------------------------------

Gelgelelim cennete giden yolda, insanlar her yerde karşılarına çıkan medyaya dikkat kesilmeyeceklerse nereye yönelmeliydi? Insanlar nasıl yaşamalıydı? Bu sorulara yanıtı çok daha eski ve çok daha mistik kehanetlere dayanan bir gelenekten geliyordu: “İlginin odağına Tanrı’yı ve maneviyatı koymak.” Başka bir deyişle Leary, insanların kitlesel anlamda dikkatini çekmeyi arzulayan ilk kavrama yönelmişti. “Erdemli insan tüm hayatını dini bir arayışa adar, çünkü tek coşku, tek sevinç ve tek anlam yalnızca oradadır“ diyordu Leary. Bir konuşmasında dile getirdiği gibi, tüm öğretisinin ve tavsiyeler bütününün en önemli ve temel duygusu şuydu: “Tanrı'nın mesajı asla değişmez...

Leary, tavsiyesine uyacakların anormal bir dirençle karşılanacağını da öngörüyordu. “Televizyon stüdyolarının yöneticileri sizlerin dine bağlı bir hayat sürdürmenizi istemiyorlar. Sizleri kendi oyunlarının içinde tutabilmek için hapse atmak da dâhil olmak üzere, her türlü baskıyı uygulayacaklar. Yıllarca sahtekâr televizyon programlarıyla zehirlenmiş ve nörolojik hasara uğramış zihniniz bile sizi bu tuzağın içinde kalmaya zorlayacak.” Leary, Amerikan ticaret dünyasının, özellikle de dikkat endüstrilerinin kendisini ölümcül bir tehdit olarak algılayacakları konusunda haklıydı. Ne var ki tam olarak idrak etmediği şey, tıpkı reklamcılığı kendi davasını duyurmak ve yaymak için kullandığı gibi, reklamcılık da kendi davası için onun amaçlarını kolaylıkla kullanabilirdi. 185

Hayatımız, hem Batı hem de Doğu kültüründe yer alan, amacı yalnızca derin konsantrasyonu geliştirip ona ait ürünlerle beslenmek olan bir inziva halinin tam tersine dönüştü. Bu durum bizlerin kendi belirlediği önceliklerin bir ifadesi değil: tuhaf bir ticaret türünün bize empoze ettiklerinin sonucu. Aslında istemsiz tepkilerin etkisi anında olmak yerine, gerçekleştirmek yoluyla kendimizi tanımlayacağımız ya da anlamlandıracağımız herhangi bir aktivite dikkat taciri açısından potansiyel bir gelirin kaybı anlamına geliyor. Dikkat tacirinin istediği ve dahası ihtiyacı olan; hepimizin eğlence kırıntılannı izlemek üzere boş boş bakınması, televizyondaki reklam aralarını hoşnutlukla karşılaması ya da arkadaşlarımızla buluşmalarımızın bile bir markanın tanıtımı olarak değerlendirilebilecek tarzda olması. Dikkat tacirinin ihtiyacı doğrultusunda gergin, heyecanlı ve sersem bir kitle oluşturmaya çalışması bu yüzdendir. Dikkat tacirinin bu şekilde davranması kendisine aşırı kârlar kazandırıyor, ama bedeller bizim tarafımızdan ödeniyor. Bu bedeller yalnızca zaman ya da para olarak değil, aynı zamanda bireysel özgürlüğün kriteri her neyle ölçülüyorsa onunla da ödeniyor. Bunun farkında olalım ya da olmayalım, dikkat taciri hayatlarımızın rotasını belirlemede önem arz eder pozisyona, bunun sonucu olarak da insan ırkının geleceğini belirleme durumuna geldi. Bu gerçekleşirse, gelecek hepimizin bireysel zihinsel durumlarının toplam olarak dikkat tacirleri tarafından yönetildiği bir gelecek olacak. 

Tüm bunlar size çok mu abartılı geliyor? Dikkat tacirlerinin büyüyüp serpilmesinden önce yaşamış ve ölmüş, Amerikan pragmatizminin kaynağı William James “hayat deneyimlerimizin, hayatın sonuna dek nelere ilgi gösterdiysek onlarla denk olacağına” inandı. Bu bakış açısıyla, tehlikede olan hayat deneyimimizin neredeyse tamamı. İşte başka hiçbir şey için olmasa bile sırf bu yüzden devamlı olarak bize sunulan anlaşmalar çok daha büyük dikkat ve özen gerektiriyor. Eğer arzu ettiğimiz; propagandanın köleliğinden, tüketicinin uyuşturulmuş ve sersemletilmiş halinden ve şöhret küıtüründen arınmış bir gelecekse, yapmamız gereken öncelikli şey dikkatimizin ne kadar değerli olduğunun farkına varmak ve geçmişte sık sık yapmış olduğumuz gibi bu değerli kaynaktan son derece düşüncesizce vo ucuzca vazgeçmeme kararını vermek. Nihayetinde dikkatimize uzanan el; kalbimize, dikkatimizin bize ifade ettiğinden daha yakın değil. 401