Beyin Rahatlamak İster mi?


Bu aralar çok değerli bilim insanının söylediği cümle kafamı karıştırdı: “İnsan rahatladıkça geriler.” Duyduğumda rahatlamanın insana mutluluk vereceğini düşündüm fakat sonra üşenmedim araştırdım ve bakın neler buldum neler…

Beyin Rahatlamak İster mi?

AllahüTeala Kur'an-ı Kerim'inde "Öyleyse, bir işi bitirince diğerine giriş!" (İnşirah 7) buyuruyor. İnsanı yaratan Allah yorulmayacağımızı, dinlenmek için dahi çalışmamız gerektiğini açıklamış. Beynimiz, vücudumuzun sadece %2’sini işgal ediyorken, nasıl da vücudun %98’ine hükmediyor. İnsan beyni ayaktayken veya yürürken %10 daha fazla çalışıyor. Örneğin Steve Jobs iş başvurusu yapan adaylarla hep yürüyerek mülakat yaparmış. Oksijen ve hareket, beynin en iyi dostları. Evinizi yeterince havalandırmamak bile, beyninizi yavaşlatabilir. “Beyni yoran en önemli şey monotonluktur” diyor önemli bir düşünür. ("İki günü birbirine eşit olan ziyandadır." Hadis-i Şerif ) Bizim için öneriler ise şunlar: Farklı dünya görüşü olan kişilerle olmak, farklı kitaplar okumak, çocuklarla vakit geçirmek, yeni yerler gezmek, yeni kelimeler öğrenmek, farklı diller öğrenmek ve aklınıza gelen hayallerinizi gerçekleştirmeye çalışmak. 

Arkadaşlar o halde yeni görevimiz: “Farklılıklar rahatımı bozar ama beynimi dinç tutar.” düşüncesini 
benimseyerek keşfe çıkmak. Benim bu seferki durağım Karabük. Karadenizin şirin illerinden tipik Karadeniz havasını yansıtan bir il. Uzun bir aranın ardından yağan kar ve soğuğun ortasında Konya'dan ayrılıyoruz. Çoğul ifade kullandım çünkü yine yalnız değilim. Öğrencilerim yine beni yalnız bırakmadılar.  Neyse otobüsteyiz. Koltuklar rahat, içeri sıcacık, herkesin TV'leri açık -Kitaplar açık demedim.- hoşsohbet insanların "Ne dersi? Okullar tatil değil mi?" sorularının arasında Ankara'ya ulaşıyoruz. İnsanların neredeyse mahşer gibi kaynadığı yer AŞTİ otogarındayız. Kısa bir molanın ardından yola devam... 

Yavaş yavaş Karadeniz dağlarının karlı, çamlı eteklerini görmeye başladık. Akşama doğru Karabük'e ulaştık. Kardan eser yok burada. Dolmuş durağı öğrencilerle dolu. Afişler boy boy: "Bilişimciler Karabük'te" Uzun beklemenin ardından gideceğimiz yurdun minibüsü geldi. Minibüse bindik. Yurdun kapısının önünde indiğimde hayret etmiştim. Karabük'te bu kadar kursiyeri nereye sığdıracaklar derken, kursiyerlerin neredeyse dört katını alabilecek muazzam bir yurtla karşılaştım. Kayıt işlemlerinin ardından  artık odamdayım. Odada Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Abdurrahman ile beraberiz. O siber güvenlik kursunda. 

Sabahı zor ettim. Yurt üniversiteye yakınmış. Servisler bizi doğruca okula götürdü. Kursların düzenleneceği mühendislik binasının önünde indik. Kursumuzun olduğu -Arduino 1- sınıfı tabela yönlendirmelerinden kolayca bulduk. Kursta öğrencim Abdullah ile aynı sıralarda ben de öğrenciyim. Sınıftaki arkadaşlarla htanıştığımızda hepsi neredeyse üniversite öğrencisi. Abdullah lise öğrencisi, ben öğretmen. İlk gün çok hızlı aktı. Zaman 09.30'dan 18.00'e kadar su gibi aktı. Bu arada beni bir düşünce aldı:"Bu kurslara gelen kursiyerler herhangi bir not, sınıf geçme vb. olmadığı halde zamanında sınıflarında hazır haldeydiler. Onları bna iten sebep acaba neydi?"

Karabük'te ikinci gün. Mühendislik fakültesinde zamanında sınıfımızdayız. Kurslar hem eğlenceli hem eğitici. Öğle yemeğinde benim yaşlarda bir bilgisayar mühendisi ile tanıştım. Kursiyer mi eğitmen mi olduğunu sordum. Kursiyer olduğunu söyledi. Niçin kursa geldiğini sorduğumda küçük oğlunun robotlar hakkındaki sorularına cevap verebilmek için işin elektronik tarafını öğrenmeye gelmişti. 

Kursun üçüncü ve dördüncü günü, artık uygulamalar yapma zamanı. İki grup olarak bluetooth ile çalışan arabalar yaptık.Bizim grubun aracı, diğer grubun lipo pili olması nedeniyle kaybetse de yarış çok zevkliydi. Ayrılık zamanı geldiğinde sanki kimse bu kadar güzel bir ortamı bırakıp gitmek istemiyor gibiydi. Toplu hatıra fotoğrafının ardından herkes geldiği şehirlere doğru bir bir yolculuğa başlayacaklar. Bana bu keşifte rehberlik yapan hocalarım Serhat ve Murat'a değerli bilgilerinden dolayı teşekkür ederim.

Şimdi keşif sırası sizde… Sevgiler, Saygılar.

Abdullah KANBAŞ.