Alternatif Eğitim-Hayatımızın Okulsuzlaştırılması


Okullar evin bir uzantısı , bir nevi devamı olması gerekirken fabrikalara benzemeye başlamıştır.(188)

Alternatif Eğitim-Hayatımızın Okulsuzlaştırılması

Bu ilhamla ben ve yedi genç Purple Thistle Merkezı’ni yarattık. Gençlik merkezlerinden, üniversitelerden, sosyal merkez ve kütüphanelerden model alabileceğimiz bir şeyin; orada beraber yaşadıgım bu bir sürü çocugun ilgi ve ihtiyaçlarına uyabılecek bir şeyin arayışı içindeydik. Şehir merkezinde, karma, ilgınç ve yoksul bir topluluk şeklinde yaşıyorduk. Merkezdeki çocukların büyük çoğunluğu yoksul, punk rockçı, sokağın protest gençliğinden oluşmaya başladığında, ilgileri büyük ölçüde hemen her yerdeki gençlerinkiyle benzer bir hal aldı: Yazmak, sanat ve video çalışmadan yapmak, resim çekmek ve karanlık oda kullanmak, gezi, dans, müzik, fanzin çıkarmak, şarkı ve kısa şiirler yazmak, mümkün olduğunca ilginç kişilerle tanışmak... 21

Karşı Öğrenme ve Yetkin Ögrenme Atölyeleri: Bu atölyeler özellikle eleştirel medya farkındalığı ve eleşurel anluumlnm odaklanmıştır; insanlar bu atölyelerde kendi müzıklerini. danslarını. dramalarını, fllmlerini, kuklalarıını. maskelerini. heykellerini yaparlar. (Bunlar çoğu kez atıkları çöpleri degerlendirerek yapılır) Bu atölyeler ağırlıklı olarak yerel mahallelerde yapılır. Atölyelerde konuşulan konular ve yanıt aranan sorulardan bazıları şunlardır:

  • Duygulanmızı, hikayelerimizi ve fikirlerimızi kendimize özgü anlatımlarla nasıl paylaşabiliriz?
  • Neler, kendi yaranmlarımızı, kitle medyasının hazır/basmakalıp kültürel üretimlerinden farklı kılar?
  • Liderlik, başarı. özgürlük. adalet. barış ve güvenlık gibi kavramların her birimizde uyandırdığı anlamlar nelerdir?
  • Bizlerin kurumlara karşı eleştirel kapasite ve gücü ne kadardır ve bu kapasitemizi nasıl gelıştirebiliriz? 143


Okulumuz iki ayrı binadaki toplam yirmi beş odadan oluşmaktadır. Yagmurlu/kötü bir günün dahi ortalama olarak pek çok aktiviteyle gectigini söyleyebiliriz. lrili ufaklı pek çok oda vardır. Bu odaların çogu belli bir amaca yönelik oluşturulmuşsa da yemek odası veya salon gibi içinde yaşanılan yerler şeklinde tasarlanırlar ve içlerinde pek çok sofa. koltuk ve masa vardır. Burada. pek çok kişi bir yandan oyun oynar, bir yandan kitap okur bir yandan da tartışmalara katılır. Ortalama yağmurlu bir günde -aniden kann bastırdığı güzel bir kış gününden veya sıcak/yagmurlu bir tlkbahardan söz etmiyoruz elbetteögrencilerin çogu içerde vakit geçirirler. Bunun yanında bu yagmurlu günlerde dışarıda olmayı seçen birkaç tane öğrenci de olur ki sonrasında bunlar şıp şıp damlayarak, okulun bir kuruma odasının da olması gerektiğini düşünen bazılanmn sabrım zorlayarak içeri girerler. Fotograf laboratuarında çektikleri fotografları tab etmeye veya basmaya çalışan ögrenciler vardır. Dans odasında karate dersine katılan veya matematik oyunları oynayan ögrenciler olabilir. Bir başkası ambardaki marangozhanede bir kitaplık yapmakla meşguldür veya bir diğeri yine burada bir yandan ortaçağ tarihi üzerine konuşurken diğer yandan da demir bir şövalye zırhını stilize etmeye çalışıyordur. Bunun dışında beraber veya grup halinde müzik dinleyen veya müzik yapmaya çalışan çocuklar da olabilir. Bir başka bölüme girdiginizde kendinizi cebir, Fransızca veya Latince dersinin ortasında bulabilirsiniz. Çocukların arasında onlarla konuşan veya sadece istediği için bu gruba katılmış bir yetişkin görebilirsiniz. Okulun herhangi bir yerinde bilgisayar oyunu veya satranç oynayan, okulun idari işlerine yardım eden veya sürekli ilginç kişilerce bir şeyler üretilen ofiste gezinerek okulun havasını solumaya çalışan insanlar görmeniz çok muhtemeldir. Bazıları da bir rol-yapma oyununa hazırlanıyordur veya bir oyun sahneye koymaya çalışıyorlardı. (bu oyun özgün/yeni bir oyun olabildiği gibi bilinen klasik bir oyun da olabilir). Kimileri ise etiket veya yemek değiş tokuşu yapıyordur. Bir şeyler satmaya çalışan çocuklar da bulabilirsiniz. Eger şanslıysanız evde yaptığı kurabiyeleri satarak buradan kendine harçlık çıkarmaya çalışanları da göreceksinizdir. Bazı zamanlarda da kimi ögrenci grupları herhangi bir etkinlik için gereken parayi kazanmak için satış yaparlar -belki çocuklar yeni bir fırın alacaklardır veya bir gezide kullanılmak üzere para topluyor olabilirler. Başka bir grup mutfakta pizza veya elmalı pay pişiriyor olabilir. Sanat odasında veya daha pek çok başka yerde insanları bir şeyler çizerken de bulabilirsiniz. Sanat odalarında resim yapanları olduğu kadar dikiş dikenleri, seramik tezgahında çalışanları görebilirsiniz. Tartışan, konuşan veya orada burada sessizce okumasını sürdüren öğrencileriyse her zaman her yerde rastlayabilirsiniz.

Okuldaki büyüklerin ve yetişkinlerin Sudbury Valley’de gözlerine ilk çarpan şey buradaki rahat iletişim ortamıdır. Yaşı ne olursa olsun herkes birbirinin gözlerine rahatlıkla bakabilir, yine herkes birbirine yapmacıksız bir saygı ve olağanüstü bir ilgi ile davranır. Burada korkunun yeri yoktur. Kişilerin hedeflerini kendilerinin belirlemesinden kaynaklı olarak gelişen özgüvenden kaynaklanan rahatlatıcı hava hemen duyumsanır. Seçilen konular hiç de olagan, yavan konular değildir. Hatta yorucu derecede yogun süreçler yaşanır (özellikle dışarıdan gelenlerin, ilk gözlemi budur) ancak aktiviteler kaotik veya çılgınca değildir. Ziyaretçiler, buranın, son derece şevkli bir yer olsa da. belirli bir düzene sahip olduğunu hissederler.

Sudbury Valley’de ögrenciler doğallıkla hareket ederler ve içlerinden ne geliyorsa  onu yaparlar. Ancak bu kendilerine kolay geleni yaptıkları anlamına da gelmemelidir. Yakından bakıldıgında aslında çogunun kendileriyle kıyasıya bir yarış, bir mücadele içmde oldukları görülebilir. Yine her çocuk kendi zaaflarının ve güçlü yönlerinin ciddi biçimde farkındadır ve var gücüyle bu zaaflannm üzerine gider. Örneğin bir çocuğun sosyal yönü zayıfsa sürekli bir odaya kapanıp kitap okumanın dogru olmadıgını bilir. Eger atletik yönü güçlüyse, çogunlukla dışarıda basketbol oynayarak vakit geçirecektir. Parlak zekâlarının yanında, çocukların çok köklü bir ciddiyet sahibi olduklarını da söylemelin çocuklar altı yaşında bile tek sorumluluklanmn egitimleri olduğunun farkındadırlar. Onlara ciddi anlamda güvenilmektedir, onlar da bunu adeta onlara verilen bir hediye olarak  görürler. Bu çocuklar için büyük bir keyif olduğu kadar ciddi bir sorumluluktur da. Onlara dünyanın hiçbir yerindeki gençlere, çocuklara verilmediği kadar sorumluluk ve özgürlük verildiğinin son derece farkındadırlar. Şu da var ki, bu sorumluluk yükünü sırtlayarak büyümek aynı zamanda kendi yeteneklerine çok erken yaşlardan güvenmeyi de beraberinde getirdiğinden, bir mezun Öğrencinin de dediği gibi “rekorlar kitabına geçmeniz” işten bile değildir. Burada, hiçbir zaman içsel motivasyon sorunu yaşanmaz. O her zaman ve her yerdedir. 173-176

Editör: Matt Hern