Herkes İcatçı Doğar, Okullarsa Bunu Köreltir !



Herkes İcatçı Doğar, Okullarsa Bunu Köreltir !

Ne zaman "oluþturucu sektörler" ifadesini duysam þaþýrýr, kendi kendime, oluþturucu olmayan sektör var mý ki diye sorarým. Eðer varsa, varlýklarýný nasýl sürdürüyorlar? Neden, bir müzede, nesli tükenmiþ dodo kuþlarýnýn yanýnda sergilenmiyorlar? Dünya öylesine baþ döndürücü bir hýzda deðiþiyor ki, özünde oluþturuculuk barýndýrmayan iþler yok olmaya mahkûm artýk.

 

"Ya yenilikçi olursun ya da yok olur gidersin" sözü sadece bir slogan deðil, yaþamsal bir gerçek. Oluþturuculuk, bir iþletmenin sahip olabileceði en rekabetçi avantaj. Firmalarýn yeni fikirlerle canlanmaya ve taze düþüncelere ihtiyacý var. Ancak bir sorun var; etrafta fikir üretebilecek o kadar çok insan yok!

 

Bu durumu irdelemek için iki þeye ihtiyacýmýz var. Öncelikle, Hollywood tarafýndan popülerleþtirilen, oluþturucu sanatçýnýn normal insanlardan daha farklý bir kumaþa sahip olduðu ve oluþturuculuðun gizemli, anlaþýlmaz ve öðretilemez bir þey olduðu yargýsýný bir kenara býrakmamýz gerekiyor.

 

Yüksek sanattan deðil, insanlarýn hayat güçlerini kullanabilmesini saðlamaktan söz ediyoruz. Herkes Mozart olamaz elbette ama herkes þarký söyleyebilir. Herkesin doðuþtan yaratýcý olduðuna fakat okuma yazma ve sayýlarla iþlem yapmayý öðrendiðimiz okulda oluþturuculuðumuzun köreltildiðine inanýyorum. Elbette kompozisyon ve resim dersleri var ama aslýnda bunlarda da uyum ve riayet öðretiliyor.

 

Küçük çocuklarýn zihinleri fikirlerle doludur ama okula gittiklerinde keþfetme, riske girme ve yaparak deneyimleme özgürlüklerini kaybederler.

 

Çocukluðumuzu, sýnavlardan geçme gibi yapay bir beceriyi öðrenerek geçiriyoruz. Öðretmenlere bizden beklediklerini sunmayý öðreniyoruz. Ýþe baþladýðýmýz zaman da uyumlu ve ayný olmaya þartlanmýþ oluyoruz. Toplantýlarda hep "kutunun dýþýný düþünmek"ten söz ediyoruz ama o kutunun dýþýna çok ender olarak çýkýyoruz.

 

Okullarýn hiçbir zaman oluþturuculuðu ortaya çýkaracak þekilde tasarlanmamýþ olmasý üzücü bir gerçek. Çok az insan bunun farkýnda olsa da  Amerika ve daha pek çok ülkenin eðitim sistemleri on dokuzuncu yüzyýl Prusya modeline dayanýyor. Çocuklara meydan okumalarý ya da yaratýcý bir þekilde düþünmeleri deðil, itaat etmeleri öðretiliyor. Bu yüzden, öðretmen sýnýfa girdiðinde dikkat kesiliyoruz. Amerika dan Çin e, öðrencilerin üniforma giymesi de bu yüzden.

 

Bu sistem, özellikle belli mesai saatlerine baðlý kalarak fabrikalarda çalýþan ve otomobil parçalarý gibi þeylerin üretildiði üretim hatlarýnýn baþýnda duran mavi yakalý iþçilerin yetiþtirilmesinde iþe yarýyordu. Ancak artýk arama motorlarýnýn olduðu bir dünyada bu sistem iflas etmiþ durumda. Acil olarak okullarda oluþturuculuðu öðretmemiz gerekiyor.

 

Silikon Vadisi nden tüm o icatlarýn çýkmasýnýn bir sebebi bence, burada çalýþanlarýn büyük bir kýsmýnýn eðitimden kaçmýþ olmasý.  Eski bir Apple reklamýnda dendiði gibi: "Çýlgýnlarýn þerefine!" Kurallara ve tabulara karþý gelen daha çok insana ihtiyacýmýz var.

 

Geleneksel olarak, oluþturucu kimseler liderlik basamaklarýný her zaman týrmanamayabiliyor. Bunun artýk deðiþmesi gerek. Hem iþ odaklý hem de yaratýcý düþünebilen, oluþturucu liderlere ihtiyacýmýz var. Bu liderler, beyinlerinin sað ve sol taraflarýnýn ikisini de kullanabilmeliler.

 

En önemlisi, bu oluþturucu insanlara þirketlerin yönetim kurulu toplantýlarýnda ihtiyacýmýz var. Ancak onlarýn toplantý salonlarýnda ortaya çýkaracaðý deðiþikliðin etkisiyle iþ dünyasý daha yenilikçi olabilir, daha cesur ve heyecan uyandýrýcý fikirlerle dolup taþabilir.

 

Kimbilir, bu yepyeni bir dönemin baþlangýcý bile olabilir; insanlýðýn oluþturuculuk çaðýnýn. Hepimiz bunun ne kadar gerekli olduðunu her zamankinden fazla biliyoruz.

alýntý