Geleceği Keşfedenler


Geleceği Keşfedenler, yaratıcılığın ve dünyayı değiştiren fikirlerin hangi koşullar bir araya geldiğinde yeşerebildiğini ortaya koyan muazzam bir rehber.

Geleceği Keşfedenler

Walter Isaacson, dünya çapında yankı yaratan Steve Jobs biyografisinin ardından en az onun kadar ilham verici bir kitapla geri dönüyor.


Geleceği Keşfedenler, makinelerin insanların zihin dünyasına ortak olacağı bir geleceği hayal ederek yola çıkmış ve adım adım içinde yaşadığımız dijital çağı inşa etmiş dâhilerin, yenilikçilerin, hacker’ların, girişimcilerin hikâyesi. Kimdi bu insanlar? Kafaları nasıl çalışıyordu? Tavan arası ya da garajlarına kapanıp her şeyi tek başına yapmış dâhilerden mi bahsediyoruz yoksa onları farklı yapan, yan yana gelip “ortak deha” yaratma becerileri miydi?


Isaacson’un benzersiz öykülendirme becerisi sayesinde sürükleyici bir roman tadında akan kitap, Lord Byron’ın yaklaşık iki yüzyıl önce yaşamış olmasına rağmen ilk yazılımcı kabul edilen kızı Ada Lovelace ile başlıyor ve Charles Babbage, Alan Turing, John von Neumann, Robert Noyce, Bill Gates, Steve Wozniak, Steve Jobs, Larry Page gibi pek çok etkileyici şahsiyetle devam ediyor.


Geleceği Keşfedenler, yaratıcılığın ve dünyayı değiştiren fikirlerin hangi koşullar bir araya geldiğinde yeşerebildiğini ortaya koyan muazzam bir rehber.

-----------------------------

Dijital çağın asıl yaratıcılığının sanat ve bilim arasında bağ kuranlardan geldiğini görmek de ayrıca çarptı beni. Güzelliğin önemli olduğuna inanıyorlardı. Biyografisini yazmaya giriştiğim dönemde Steve Jobs bana şunları söyledi: “Çocukken kendimi hep sosyal bilim insanı olarak düşünürdüm ama elektronikten hoşlanıyordum. Sonra kahramanlarımdan birinin, Polaroid’in kurucularından Edwin Land’in, insanların beşeri bilimlerle fen bilimlen'nin kesişiminde durmasının öneminden söz ettiği bir yazı okudum ve ne yapmak istediğime karar verdim.” Sosyal bilimlerle teknolojinin kesişiminde durabilen insanlar, bu hikâyenin özü olan insan-makine ortaklığını yaratmaya yardımcı oldular. 

Dijital çağın pek çok yönü gibi yenilikçiligin de bilim ve sanatın kesiştiği yerde oluşu aslında yeni bir şey değildi. Yaratıcılığın beşeri bilimlerle fen bilimlerinin etkileştiği noktadan parlamasmm bir örnegi Leonardo da Vinci’ydi. Einstein, Genel Görelilik üzerinde çalışırken takıldığında kemanını çıkarır ve dünyaların uyumu dedigi şeyle yeniden bağlantı kuruncaya kadar Mozart çalardı. 

Bilgisayarlara gelince, bilim ve sanatı bir araya getiren ama o derece bılinmeyen bir tarihi fıgür daha var ve o da tıpkı ünlü babası gibi şiirin romantizminden anlıyordu. Ama ondan farklı olarak, matematiğin ve makinelerin romantizminden de anlıyordu. Hikâyemiz onunla başlıyor. 4-5

Yukarıdaki bölümde sanki kendimi gördüm. :)